2020-2021 akademik yılında toplam 11.707 mezun olmuştur.
Türk Tabipler Birliği’nin internet sitesinde yer alan araştırmaya göre Tıp eğitimi hayat boyu süren bir eğitim olup üç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar lisans öncesi tıp eğitimi, lisans sonrası tıp eğitimi ve sürekli tıp eğitimi/sürekli mesleki gelişimdir. Lise eğitimi sonrasında yapılan üniversite sınavlarında en yüksek başarı puanlarını alan öğrencilerin çoğu tıp fakültelerini tercih etmektedir. Tıp eğitiminde belirli bir standardın altına düşmemek için ilk 50 bin sıralamadan sonra devlet veya özel tıp fakültelerine öğrenci kabul edilmemektedir. Yıllara göre değerlendirdiğimizde tıp fakültelerinin kontenjanlarının her yıl arttırıldığını görmekteyiz.
Türkiye’de Tıp Eğitiminin Durumu
Son yıllarda Türkiye’de lisans öncesi tıp eğitiminde büyük gelişmeler ve değişimler yaşanmaktadır. Bu gelişmeler, Ulusal Çekirdek Eğitim Programının amacına uygun olarak belirli aralıklarla geliştirilmesi ve yenilenmesi, Türkiye genelinde tıp eğitimi bölümlerinin sayısal olarak artırılması ve kurumsallaştırılması, eğitim standartlarının belirlenmesi ve ulusal akreditasyon sürecinde önemli adımların atılmasıdır. Bu gelişmeler tıp eğitiminin kalitesi üzerinde olumlu etkilere sahip olsa da uygulamada çok dar bir uygulama alanına sahiptir.
Tıp Fakültesi Sayısı
Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu her yıl tıp fakültelerinin kontenjanlarını artırmaktadır. Bu yıl tıp fakülteleri içinde açılan kontenjanların toplam sayısı 21.950’ye ulaşmıştır . Bu kontenjanların 18.018’i devlet ve vakıf tıp fakültelerine verilmiştir. Ayrıca devlet üniversiteleri tıp fakültelerine 1.795 yabancı öğrenci kontenjanı, vakıf üniversiteleri tıp fakültelerine ise 2.137 yabancı öğrenci kontenjanı sağlanmıştır; böylece kabul edilecek toplam öğrenci sayısı 21.950’ye çıkarılmıştır.
Ülkemizde 2023 yılı itibariyle 128 tıp fakültesi bulunmaktadır; bunlardan 91’i devlet üniversitelerine, 37’si ise vakıf üniversitelerine aittir. Bunlardan 76’sı tıp fakültesi mezunudur. En fazla tıp fakültesi bulunan üç il arasında İstanbul’da 30, Ankara’da 13 ve İzmir’de 8 tıp fakültesi bulunmaktadır. On bir ilde iki ile dört arasında tıp fakültesi bulunmaktadır. Toplamda 60 ilde tıp eğitimi verilmektedir.

Ülkelere Göre Tıp Fakültesi Sayıları
Türkiye, Avrupa’da en fazla tıp fakültesi sayısına sahip ülkedir. Karşılaştırma yapacak olursak, Avrupa’da Türkiye’ye benzer nüfusa sahip İngiltere ve İrlanda gibi ülkelerde 61, Fransa’da 54, İspanya’da 44, İtalya’da 47 ve yaklaşık aynı nüfusa sahip Almanya’da ise sadece 43 tıp fakültesi bulunmaktadır .
Hizmet verilen nüfusun önemli bir göstergesi de nüfusta görülen hastalıkların sıklığının da değerlendirilmesiyle yapılan hesaplamalarda bir gösterge olmasıdır. Türkiye’de her 664.000 kişide bir kişiye tıp fakültesi düşmektedir. Nüfusu bu rakamın altında olan ve sınırları içerisinde tıp fakültesi bulunan il sayısı 25’tir. Türkiye sınırları dışında, Suriye ve Özbekistan’da iki tıp fakültesi bulunmaktadır
2014 verilerine göre, dünyanın farklı yerlerinde ortalama olarak 1,5 milyon kişiye bir tıp fakültesi düşmektedir. Örneğin, nüfusa göre ABD’de her 1.859.581 kişiye bir tıp fakültesi, Avrupa’da ise 1.577.822 kişiye bir tıp fakültesi düşmektedir 5. Hindistan’da tıp fakültesi sayısı 542’dir ve nüfusu 1,38 milyardır. Brezilya’da 212,6 milyonluk bir nüfusa hizmet etmek için 212 tıp fakültesi bulunurken, Çin’de 1,402 milyarlık nüfusu için 261 tıp fakültesi bulunmaktadır. ABD’de 329,5 milyonluk bir nüfusa hizmet etmek için 154 tıp fakültesi bulunmaktadır. Çin için nüfus 1,402 milyar ve tıp fakültesi sayısı 261’dir. ABD’de 329,5 milyonluk bir nüfusta 154 tıp fakültesi vardır. Tıp fakültesi sayısı ile nüfus oranına bakıldığında Türkiye dünyada birinci sıradadır. Dolayısıyla her gün gerçekleşen kalite bozulmasının, nicelikteki kabul görmeyen bir artışla nötrleştirildiği söylenebilir.
Tıp Fakültelerindeki Öğrenci ve Öğretim Elemanı Sayıları ve Altyapı
Bu tıp fakülteleri ayrıntılı olarak ele alındığında, ülke sınırları dışında Yükseköğretim Kurulu’na bağlı Suriye Çobanbey Tıp Fakültesi ve Özbekistan İbn-i Sina Tıp Fakültesi ve Türkiye sınırları içinde 76’sı Türkçe, 12’si Türkçe ve İngilizce, biri tanesi İngilizce program olmak üzere toplam 91 devlet üniversitesi tıp fakültesi bulunmaktadır. Bunlardan 87’si bu yıl öğrenci alacaktır. Henüz kontenjan açmamış olan dört tıp fakültesi, isim levhası tıp fakültesi konumundadır. Bu fakülteler Hacettepe Üniversitesi Beytepe Tıp Fakültesi, Suriye Çobanbey Tıp Fakültesi, Özbekistan İbn-i Sina Tıp Fakültesi ve Türkiye Uluslararası İslam Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi’dir. Mevcut 37 vakıf tıp fakültesinden 33’ü bu yıl ilk kez öğrenci alacaktır. Aşağıda belirtilenlerden gelen öğrencileri kabul etmemektedir: Hasan Kalyoncu Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Tıp Fakültesi. Ayrıca; 14 tıp fakültesinde eğitimin bir kısmı veya tamamı başka bir tıp fakültesinde yürütülmektedir. Bu tıp fakülteleri altyapı, eğitim insan gücü ve imkânları nedeniyle eğitime hazır değildir.
32 devlet tıp fakültesinin kendi hastanesi yoktur. Bu tür fakültelerin Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle alınmış ortak kullanım işbirliği protokolleri vardır. Kendi hastanesine ek olarak Sağlık Bakanlığı hastanesiyle ortak kullanım işbirliği protokolü olan bir tıp fakültesi vardır. 10 vakıf tıp fakültesiyle birlikte özel hastanelerle işbirliği protokolleri mevcuttur ve özel hastaneleri kullanan bu vakıf tıp fakülteleri öğrencilerini uygulama eğitimi için devlet hastanelerine göndermektedir.
İnsan gücü ve altyapı-tesis faktörleri, Türkiye’deki çoğu tıp fakültesinin bu sayılarla kaliteli eğitim vermesinin önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Yeni açılan fakültelerin öğrencileri diğer fakültelerde eğitim aldığından, bu yük bu eğitimi üstlenen fakültelerdeki öğrenci sayısında önemli bir artışa neden olmaktadır. Bu durum, özellikle hasta başında bire bir ve küçük grup eğitiminde daha fazla öğrenciye ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısında önemli bir artışa yol açarak eğitim kalitesini düşürmektedir.
Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, eğitimdeki kalitenin tek belirleyicisi değildir. Devlet tıp fakültelerinde öğretim üyesi başına düşen ortalama öğrenci sayısının oranı 7,51 iken, vakıf tıp fakültelerinde 4,0’dır. Oran, Harvard 1:7 öğretim üyesi-öğrenci oranına uygun görünse de, farklı bir duruma işaret edilmelidir. Lisansüstü Tıp Eğitimi Akreditasyon Konseyi’ne göre, eğitim kalitesi tıp fakültesinin temel bilimlerden klinik bilimlere dağılımı, bir fakültenin işleyişi için gereken tüm çalışanların dağılımı, erişebileceği kaynaklar ve cinsiyet dağılımı tarafından belirlenir. ABD’de tıp fakültelerinde öğrenci başına düşen öğretim görevlisi oranı 2015 tarihli bir yayında 1.93 olarak belirtilmiş. Yani çalışan başına 0.53 öğrenci düşmektedir ve bir tıp fakültesinin eğitim ortamı için hasta bakımından idari kadroya kadar bütünsel bir çalışma yapması gerektiği düşünüldüğünde, Türkiye’de stajyerlerin “intahdem” olarak adlandırılarak eğitim dışındaki faaliyetleri de yapmak zorunda bırakıldığı görülmektedir – akademik kadronun sayı ve dağılımındaki sorunların ötesinde eğitim kalitesi açısından bir örgütlenme sorunu olduğu görülmektedir. Sadece tıp eğitimiyle sınırlı olmamakla birlikte, tartışmalı bir diğer konu da öğretim üyelerinin kalitesiyle ilgilidir. Çoğu tıp fakültesi akademik geçmişi ve yeterli uzmanlık deneyimi olmayan doktorları öğretim üyesi olarak işe almakta ve onlara ders verdirmektedir.
Bu yılki tablo önceki yıllara benzerdir ancak tıp fakültelerinin kontenjanlarının iyileştirilmeden artırılması sorunları daha da derinleştirmektedir. Kontenjanlara baktığımızda yabancı öğrenci sayısı her yıl artmaktadır.

Tıp Fakültelerinde Aşırı Kontenjan
Ülkemizde tıp fakültelerinin sayısının ve aşırı kontenjanının nitelikli tıp eğitimini giderek kötüleştirdiği çok uzun zamandır söyleniyor. Bu kadar çok tıp fakültesi açılmasının ne kadar gerekli olduğu veya kalitenin korunup korunamayacağı daha fazla tartışılıp değerlendirilecektir.Eleştiriler ve öneriler olduğu yerde kalırken, Sağlık Bakanlığı’na ait insan gücü planlama raporunda, toplam tıp fakültesi kontenjanının 2017 itibariyle 5.250’ye düşürülmesi gerektiği belirtilse de, söz konusu.
YÖK Kriterleri Tıp Fakültesi Açılımı
TIP PROGRAMLARINDA EĞİTİME BAŞLAMA VE DEVAM ETME İÇİN ASGARİ KOŞULLAR. Başlıklı bölümde kendi web sayfasında yayınlanan asgari sayıda “Öğretim Görevlileri”, “Laboratuvarlar”, “Sağlık Uygulama Araştırma Merkezleri”, “Genel Eğitim Ortamları”, “Kütüphane”, “Eğitim Laboratuvarları” ile tıp fakültelerinin öğrenci kontenjan sayısı. Tıp Eğitimi için temel altyapı, laboratuvarlar ve uygulama alanları; Sağlık Uygulama Araştırma Merkezinin Asgari Olanakları; Eğitim için Diğer Akademik Ortamlar ve Araçlar – Anatomi Eğitim Laboratuvarı, Model Salonu, Multidisipliner Laboratuvarlar, Histoloji ve Patoloji Dersleri için Multidisipliner Laboratuvar ve Tıp Eğitim Laboratuvarı – ayrıntılı olarak açıklanmıştır.”Eğitim ve Öğretimin Başlangıcı İçin Asgari Öğretim Üyesi Sayısı” en az 19, “Akademik Yılın Üçüncü Yılı Sonunda Gerekli Asgari Öğretim Üyesi Sayısı” en fazla 60 öğrenci kontenjanı için 53, 120 öğrenci kontenjanı için 86 olarak belirtilmiştir. Yeni açılan devlet veya vakıf tıp fakültelerinin çoğunun bu kriterleri karşılamadığı ve dolayısıyla akredite olmadığı söylenebilir. Yükseköğretim Kurulu’nun açıkladığı kriterlerden bağımsız olarak, bu kriterleri karşılamayan tıp fakültelerinin açılması veya eğitime uygun olup olmadıklarının denetlenmemesi niteliksiz tıp eğitimine yol açan önemli bir etkendir.

Vakıf Tıp Fakülteleri Yükseköğretim Kurulu’nun Kriterlerini Karşılıyor mu?
Vakıf tıp fakültelerinin eğitim olanaklarının değerlendirilmesinde, bazı vakıf üniversite tıp fakültelerinin özel sağlık kuruluşlarına bağlı olarak eğitimlerine devam ettikleri anlaşılmaktadır. Diğer madde ise 16.10.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 2547 sayılı kanunun 3. maddesi ve aynı kanunun geçici 82. maddesidir; “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nun 6. maddesinde yapılan yeni düzenlemede, “vakıf üniversitelerinin en az 200 yatak kapasiteli bir hastaneye sahip olması ve tıp fakültelerine eğitim ve öğretim hizmeti verebilmek için Yükseköğretim Kurulu’nun belirlediği ölçütleri taşıması” şartı getirilmiştir. Bu kanunda yapılan bir diğer paralellik ise yedinci maddede, “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen vakıf üniversitesi tıp fakülteleri kapatılır ve Yükseköğretim Kurulu tarafından kendilerine öğrenci kontenjanı verilmez” denmesidir.Ancak Yükseköğretim Kurulu’nun bu maddesinde en az 200 yataklı bir hastaneye sahip sadece 12 vakıf tıp fakültesi olduğu belirtilmektedir. Diğerleri sorun ise özel hastanelerle anlaşarak sorunu çözmeye çalışmaktır. Bu durumda Yükseköğretim Kurulunun ilgili maddesine göre hastanesi olmayan vakıf tıp fakülteleri kapatılmalıdır.
Akademik Kadro Yeterli mi?
Bu çalışma yapılırken 2022-2023 eğitim öğretim yılı başından itibaren devlet ve vakıf tıp fakültelerinin akademik kadrolarının yeterli olup olmadığı dikkate alınarak, 1 Haziran 2022 ile 31 Ağustos 2022 tarihleri arasındaki üç aylık dönemde hem devlet hem de vakıf üniversite tıp fakültelerinin akademik kadrolarının Resmi Gazete’de yayımlanan tüm ilanları incelenmiştir. Sonuç olarak:
1-Devlet üniversitesi tıp fakülteleri:
İstanbul: 59
Ankara‘da: 64
İzmir‘de: 56
Diğer illerde: 306
Toplam 485 öğretim elemanı boş bulunmaktadır.
2-Vakıf Üniversitesi Tıp Fakülteleri:
İstanbul’da: 221
Ankara’da: 40
İzmir’de: 9
Diğer illerde: 64
Toplam 334 öğretim üyesi boştur.
3-Buna göre tüm devlet ve vakıf üniversiteleri değerlendirildiğinde:
İstanbul’da: 280
Ankara’da: 104
İzmir’de: 65
Diğer Şehirlerde: 370 olmak üzere toplam 819 öğretim üyesi boştur.

Eğitim Dili – İngilizce Eğitim Veren Tıp Fakülteleri
Tıp fakültesi öğrencilerinin İngilizce bilmeleri ve bu dilde yeterli olmaları gerekmektedir. Ancak ulusal düzeyde bu büyüklükte bir İngilizce programının açılması gerekliliği sorgulanmaktadır. Uluslararası öğrencilere İngilizce dilinin eğitimine hizmet eden programlar sağlanmalı ve bu planlı bir şekilde yapılmalıdır. Anadil dışında bir dilde eğitim almak, hem öğrencilerden hem de öğretim görevlilerinden verilen dile hakim olmayı gerektirdiğinden, bu durum eğitimin kalitesini yeterince etkileyebilir. Bu, İngilizce programlarla öğrenci kabul eden bazı tıp fakültelerinin bazı dersleri İngilizce olarak sunamayacağı anlamına gelmez.
Eğitim dili açısından değerlendirildiğinde; devlet tıp fakültelerinin 74’ü Türkçe, 1’i İngilizce, 12’si Türkçe+İngilizce, 12’si Türkçe, 8’i İngilizce ve 13’ü Türkçe+İngilizce’dir. Devlet tıp fakültelerinde Türkçe ve İngilizce eğitim ayrılmış kontenjanlar ise Türkçe kontenjan 14.751, toplam yabancı kontenjan 1.795 olup toplam 16.546’dır. Vakıf tıp fakültelerinde Türkçe ve İngilizce eğitim veren Türkçe kontenjan 3.267, yabancı kontenjan 2.137, toplam yabancı öğrenci kontenjanı ise 5.404’tür .
İngilizce tıp fakültelerinde kontenjanın hangi kritere göre artırıldığı da belirsizdir. Örneğin geçen yıl İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Türkçe eğitim programına öğrenci kabul edilirken, bu yıl sadece İngilizce tıp fakültesi için kontenjan açılmıştır.
Puan Farkları
Devlet ve vakıf tıp fakülteleri arasındaki bir diğer fark ise vakıf tıp fakültelerine sınav sonuçlarına göre giren öğrencilerin seviyelerindeki farktır 13. Vakıf tıp fakülteleri burslu olarak yüksek puanlı öğrencileri kabul ederken, ücretli öğrenci olarak kabul edilen öğrenciler vakıf tıp fakültelerine çok düşük puanlarla kabul edilmektedir. Öte yandan, 536.20 taban puanıyla öğrenci kabul eden bir tıp fakültesi, 427.53 taban puanıyla ücret aldığı bir öğrenci grubunu kabul etmektedir. Aradaki fark oldukça büyüktür, 108 puan. Başka bir fakültede ise en yüksek seviyede kabul taban puanı 500.86 iken, taban puanı 414.69 olmuştur. Bu durumda fark 86.17 puan olmuştur. Öğrencilerdeki bu niteliksel fark, eğitimin kalitesini de etkilemektedir. Taban puanına bakıldığında vakıf tıp fakülteleri ile en düşük seviyedeki devlet tıp fakülteleri arasında en az 35-40 puanlık bir fark bulunmaktadır. Devlet tıp fakülteleri arasında bu fark bulunmamaktadır.
Akreditasyon
Bir diğer önemli konu ise tıp fakültelerinin akreditasyonu. Bu açıdan TEPDAD, Türkiye’deki tıp fakültelerindeki eğitimin değerlendirilmesinde önemli bir kurumdur. TEPDAD, ulusal ve uluslararası ölçekte tıp eğitimi programları için bir akreditasyon ölçeği sağlar. TEPDAD bünyesinde 36 devlet tıp fakültesi ve 8 vakıf tıp fakültesi akredite edilmiştir. Ne yazıkki Türkiye’deki her üç tıp fakültesinden ikisi akredite değildir.
Eğitimin Özelleştirilmesi
Sağlık sistemindeki özelleştirme giderek tıp eğitimi alanını da kapsamaktadır. Her yıl vakıf adı altında özel tıp fakülteleri açılırken, bu tıp fakülteleri aslında özel tıp fakülteleridir, ancak burslu öğrenci de kabul ederler. Başarılı öğrencileri, burslu olarak başarıya ulaşmış öğrencileri kabul ederlerken, diğer öğrenciler para karşılığında eğitim görürler. Devlet tıp fakültelerine kabul edilemeyen öğrencilere tercihlerini bildirmeye devam ederler. Bu yıl tıp fakültelerinin yıllık ücretleri 530 bine ulaştı. Bazıları köklü tıp fakültelerinden akademik personel istihdam etmekte ve onlara başka burslar, yurtlar ve maddi yardımlar sağlayarak başarılı öğrenciler kazanmakta hiçbir sorun yaşamazken, bu durum devlet ve vakıf tıp fakültelerindeki tercih oranlarını kademeli olarak tersine çeviriyor. Özel ve vakıf tıp fakültelerinin fiyatları her yıl orantısız bir şekilde artıyor.





İlk yorum yapan siz olun